Büyük Savaşın Arifesinde

Versailles antlaşması sonrası Reichstag önündeki protesto

Versailles antlaşması sonrası Reichstag önündeki protesto

Demokratik rejimlerle yönetilen başlıca büyük devletler (ABD, Büyük Britanya ve Fransa), savaş sonrası barış döneminde düş kırıklığına uğramış ulusların isteklerine karşı koymaya hazırlıklı değillerdi. Versailles Antlaşması’nın öngörmüş olduğu uluslararası düzeni kabullenmiş olmakla birlikte, sürmesini savunacak güçleri yoktu. Ayrıca, bu demokrasilerde de çoğunluk Birinci Dünya Savaşı’nın düş kırıklığını yaşıyordu. ABD başkanı Woodrow Wilson’ın idealist hedeflerine ulaşılamamıştı; çoğunluk savaşın bir kesimin çıkarlarına hizmet ettiği ve savaştan gerçekten kazançlı çıkanların ustaca propagandalarla gizlendiği görüşündeydi. Versailles Antlaşması’nda Almanya’ya haksızlık edilmiş olduğu düşüncesi yaygındı. Bunun da ötesinde, Birinci Dünya Savaşı’nda verilen ağır kayıplar, barışçı duyguların gelişmesine yol açmıştı. Sonuçta, 1929 büyük ekonomik bunalım, savaşta haksızlığa uğramış olduklarını düşünen devletleri yayılımcı siyasetlere iterken, demokrasiyle yönetilen ülkeleri de, kendi ekonomilerini canlandırmak için daha çok çaba göstermeye yöneltti. ABD bir yansızlık siyaseti benimserken, İngiltere diktatörlükle yönetilmeye başlanan ülkelere ödün vererek, Fransa da bir karşılıklı ittifaklar ağı ve “Majino Hattı”yla, yeni bir savaşı önlemeye çalıştılar.