Churchill İktidarda

Churchill halkı selamlarken

Churchill halkı selamlarken

Norveç’te uğranılan askerî başarısızlıklar, Büyük Britanya başbakanı Neville Chamberlain’ın iktidardan düşmesine ve 1930 yıllarındaki yapay barışın en şiddetli karşıtlarından Winston Churchill’in 10 Mayıs’ta iktidara gelmesine yol açtı. İktidara gelmesinden 3 gün sonra yeni başbakan, Parlamento önünde, halkına “kandan, acılardan, gözyaşlarından ve terden” başka vaat edecek hiçbir şeyi olmadığını açıklayıp, ardından Nazi Almanya’yla acımasızca bir savaşa girişti. Churchill, gerek bu ilk söyleviyle, gerek daha sonraki söylevleriyle, Büyük Britanya’nın bu karanlık günlerinde halkını, “dünya uygarlığına karşı ölüm tehdidi” diye nitelendirdiği Nazi Almanya’ya karşı bütünleştirici bir rol oynadı.
Benelüks ülkeleri: Hitler, artık işgal sırasının Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’a geldiğini düşünmekteydi. Benelüks ülkelerinin işgali, Nazi Almanya’ya geniş sanayi kaynakları sağlamakla kalmayacak, daha da önemlisi, Fransa ve Büyük Britanya’ya yapacağı saldırılar için, ileri üsler oluşturacaktı. Ayrıca Benelüks devletlerine bir saldırı, Müttefik ordularını bu bölgeye çekerek, kolayca ve topluca yok edilmelerini sağlayacaktı. Hitler Belçika’yı ele geçirdikten sonra, Ren ırmağına paralel ilerleyen, daha sonra, Belçika sınırı yakınındaki bir noktada kuzeye doğru uzanan ünlü “Majino savunma hattını da yarmayı umuyordu.
10 Mayıs 1940’ta Alman birlikleri Benelüks ülkelerine doğru harekete geçtiler. Askerî gücü bulunmayan Lüksemburg, hiçbir direnişle karşılaşılmadan işgal edildi; buna karşılık gerek Hollanda, gerek Belçika, işgalcilere şiddetle direndiler. Saldırıda ilk ve en ağır darbeyi yiyen Hollandalı direnişçiler, bunu, köprüleri mayınlayarak, yollara barikatlar kurarak, geniş toprakları ateşe vererek yanıtladılar. Yeterli sayıda uçak ve tanktan yoksun bulunan Hollanda, İngiliz ve Fransız destek birliklerinin yardımına güveniyordu; ne var ki, gelen yardım son derece sınırlı oldu; üstelik çok da geç kaldı. Nazi motorize birlikleri öylesine hızlı ilerlediler ki, Hollanda da 5 gün içinde istila edildi. Kraliçe Wilhelmina’nın yönettiği Hollanda hükümeti Büyük Britanya’ya kaçmak zorunda kaldı.
Belçika’ysa ancak 2 hafta dayanabildi. Fransız ve İngiliz birliklerinin de gönderilmesine karşın, Alman “blitzkrieg”i (yıldırım savaşı) durdurulamadı. Alman tankları ülke içinde büyük bir hızla ilerler, Alman paraşütçüleri kırsal kesimlere havadan indirilirken, hava desteğindeki piyade birlikleri de ülkenin iç kesimlerine yürüdüler. Daha çok kan akmasını önlemek için Kral Leopold lll’ün, ordularına direnişe son vermeleri buyruğu vermek zorunda kalması üstüne, silahlarını bırakan Belçika ordusu, 28 Mayıs 1940’ta koşulsuz teslim oldu.