Japon Yayılması ve ABD’nin Yanıtı (1940 – 1941)

Konoe Fumimaro

Konoe Fumimaro

Japonya’nın Mançurya’yı işgali (1931) ve buna bağlı olarak Çin’in büyük bölümünü işgal etmesi (1937), ABD hükümetinin şiddetli tepkisine neden olmuş, ama kamuoyunun ABD’nin yansız kalmasından yana tutumu, Japon yayılmasını engelleme girişiminde bulunulmasını engellemişti. Ama savaşın Avrupa’da bir durgunluk dönemine girmesi ve Japon saldırganlığının tırmanmasıyla, ABD kamuoyu tutum değiştirmeye başlayacaktı.

1940’ta Nazi Almanya kuvvetlerinin Batı Avrupa’daki ilerlemesi, Japonya’ya, Çin’deki durumunu sağlamlaştırma ve Güneydoğu Asya’ya girme fırsatı sağlamıştı; Japonya böylece, “Daha büyük bir Doğu Asya’yla refah içinde bir dünya” amacını gerçekleştirecek gibi görünüyordu. Fransa’nın işgalinden sonra, Vichy hükümeti, Japonya’nın, Çin direnişine Fransız Çinhindi’nden yardımlara son verilmesi ve Çinhindi’ndeki hava üslerinden Japon kuvvetlerinin yararlanması konusundaki isteklerini kabul etti (Ağustos 1940). Eylül ayında, Japon askerleri Çinhindi’nin Kuzey kesimine girdiler ve Japonya Eksen Devletleri’ne katıldı. Bu arada İngiltere yaşam savaşı vermekteydi; Hollanda’ysa Nazi işgaline girmişti. Bundan yararlanan Japonya, İngiltere’ye, Çin’e askerî yardım yaptığı Birmanya Yolu’nu kapatması çağrısında bulunurken, Hollanda’ya da Doğu Hint adalarına ekonomik ve siyasal ödünler vermesi konusunda baskı yapmaya başladı. Temmuz 1941’de Japonya Çinhindi’nin güneyini işgal etti. Bu, zengin bir kauçuk, kalay, petrol, kinin, kereste, besin maddeleri, vb. önemli hammaddelerin kaynağı olan Güneydoğu Asya’ya doğru gelişme isteğinin ilk adımıydı.

Japonya başbakanı Prens Konoe Fumimaro, ABD’nin, Japonya’nın bu eylemlerine göz yumacağını umuyordu; ne var ki, Eylül 1940’ta başkan Roosevelt, ABD’nin Japonya’ya hurda demir ve çelik dışsatımına ambargo koydu. Temmuz 1941’de de ABD’deki bütün Japon mal varlığının dondurulması, ABD-Japon ticaretine pratikte son verirken, Japonya’yı, kendisi için yaşamsal olan petrol dışalımından yoksun bıraktı.

6 Eylül 1941’de Tokyo’da, imparatorun da katıldığı bir konferansta, ABD’yle ilişkilerin daha da sertleştirilmesi kararı alındı. İmparator Hirohito ve başbakan Konoe, Washington’la ilişkilerin sürdürülmesi yönünde tavır koydular. Savaş bakanı General Tojo Hideki’yse tersine, ABD’nin Japonya’yı çiğnemeye kararlı ve savaşın kaçınılmaz olduğunu, sonraya bırakmaktansa bir an önce savaşa girmenin yararlı olacağını savunuyordu. Tojo’nun görüşleri Japon ordusu içinde de geniş destek görmekteydi.

Savaş yanlılarının ısrarı karşısında Konoe, ABD’yle bir uzlaşmaya varmak ve bu ülkeden bir dizi asgari istekte bulunmak için 6 gün istedi: Söz konusu istekler arasında ekonomik yaptırımlara son verilmesi, Japonya’ya Çin üstünde serbestçe hareket etme olanağı tanınması ve Çinhindi üstünde bazı haklar verilmesi yer almaktaydı. Ancak, iki ülke arasındaki görüşmelerde herhangi bir sonuca ulaşılamayınca, Konoe 16 Ekim’de, savaş yanlılarına boyun eğmek zorunda kaldı ve başbakanlığa getirilen Tojo, diplomatik ilişkilerin tam anlamıyla koparılması için kasım sonuna kadar bekleme kararı aldı. Bu arada ABD dışişleri bakanı Cordell Hull ile Japon heyeti arasındaki görüşmeler de kesildi. ABD şifre uzmanları Japon diplomatik şifrelerinin büyük bölümünü çözmüşler ve ABD yönetimi, Japonya’nın asgari taleplerini reddedilmesinin savaş demek olacağını anlamıştı. 26 Kasım’da Hull, ABD’nin tavrını resmen açıkladı: Japonya’nın Çin’den ve Çinhindi’nden kesin olarak çekilmesi, Çin’deki Çankayşek rejimini tanıması, yayılma siyasetine son vermesi ve Asya’yla ticaret ilişkilerinde devletlerarasında eşitliği öngören “Açık Kapı” siyasetini kabul etmesi isteniyordu. Bunun üstüne Japonya’da, 1 Aralık’ta imparatorun başkanlığındaki bir konferansta, “Japon savaş mekanizmasının harekete geçirilmesi” kararı alındı.